$ DOLAR → Alış: / Satış:
€ EURO → Alış: / Satış:

DÜNYADA 30 YILDA TÜRKİYE’NİN 5 KATI BÜYÜKLÜĞÜNDE ORMAN YOK OLDU

DÜNYADA 30 YILDA TÜRKİYE’NİN 5 KATI BÜYÜKLÜĞÜNDE ORMAN YOK OLDU
  • 22.04.2022
  • 30 kez okundu

Barış konusunda attığı adımlarla bilinen aktivist John McConell’ın, 22 Nisan 1969 yılında çevre kirliliğine dikkat çekmek amacıyla önerdiği Dünya Günü (The Earth Day) 1970 yılı itibariyle kutlanmaya başlandı.

İlk Dünya Günü, ABD’de 22 Nisan 1970’de ABD genelindeki üniversite kampüslerinde kutlandı. 22 Nisan günü ise ABD’de bahar tatili ile final sınavları arasına denk gelmesi nedeniyle seçildi. Öğrencilerin ağırlıklı olduğu 20 milyon kişi kutlamalara katıldı.

 

Dünya Günü, pek çok çevre hareketinin önünü açtı. ABD’de Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi’nin ve ABD Çevre Koruma Ajansı’nın kurulmasına ön ayak oldu.

1990’da küreselleşen bu özel gün, dünyadaki 200 milyondan fazla insanı harekete geçiren, global ölçekte bir çevre hareketi haline geldi. 2022 Dünya Günü’nün teması ise “Gezegenimize Yatırım Yapın.”

 

 

Dünyanın dört bir yanından insanlar, her yıl 22 Nisan Dünya Günü’nde iklim değişikliğinden ormansızlaşmaya, plastik kirliliğinden, canlıların soylarının tükenmesine kadar çevremizin karşı karşıya olduğu en acil tehditleri ele almak için seferber oluyor. Peki iklim değişikliği son yıllarda nasıl bu kadar hızlandı? İklim değişikliğinin nedenleri ve sonuçları neler oldu?

DÜNYADA 30 YILDA TÜRKİYE’NİN 5 KATI BÜYÜKLÜĞÜNDE ORMAN YOK OLDU

İklim değişikliğini hızlandıran en büyük nedenler arasında ormanların azalmasını gösterebiliriz. Dünyada çeşitli ekonomik sebeplerle 1990-2020 döneminde Türkiye’nin yaklaşık 5 katı büyüklüğünde orman yok oldu.

Dünyada 1990-2020 döneminde ormansızlaşan alan miktarının 420 milyon hektar olduğu bilgisini paylaşan İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Doğanay Tolunay “Türkiye’nin 78 milyon hektar yüz ölçümü var. Bakacak olursak Türkiye’nin 5 katına yakın bir orman alanı 30 yılda yok olmuş. Yıllık olarak ise bu kabaca 10 milyon hektardan fazla bir alana karşılık geliyor” diyor.

“Ormansızlaşma, orman alanlarının çeşitli nedenlerle kesilmesiyle oluşuyor. Bu nedenlerin başında yeni tarım ve hayvancılık alanları kazanmak geliyor. Bu ormanlar kesilerek palmiye ağaçları dikiliyor, kakao ağaçları dikiliyor ya da hayvan çiftliklerine dönüştürülüyor. Bir diğer sebebi bu alanlarda madenler var. Madencilik faaliyetleri özellikle Afrika’da çok ciddi ormanlara zarar veriliyor. Diğer yandan da özellikle tropikal ormanların ağaçları çok değerli. Piyasada çok para ediyor. Bu amaçla da özellikle az gelişmiş ülkeler bu odun geliri için de ormanları azaltıyor.”

AA’ya konuşan Tolunay, bu rakamın büyük bir çoğunluğunun dünyanın en önemli ekosistemleri olan tropikal yağmur ormanlarında görüldüğünü, özellikle de Afrika ve Güney Amerika’daki yağmur ormanlarında ciddi azalma olduğunu kaydediyor.

Resmi rakamlara göre Türkiye’de 22,9 milyon hektar orman alanı olduğunu söyleyen Tolunay, “Türkiye’de 2020 sonuna kadar 748 bin hektar kadar orman alanı ormancılık dışı faaliyetlerle niteliğini kaybetti. Yüz ölçümü olarak ifade etmek gerekirse, 1970’li yıllardan 2020 sonuna kadar kaybedilen bu alanlar Artvin ilinin yüz ölçümüne denk geliyor” bilgisini veriyor.

DOĞAL KAYNAK KULLANIMI ARTTI

Uluslararası bir çevre örgütü olan Friends of the Earth’ün raporuna göre, insanlar 30 yıl öncesine göre yaklaşık yüzde 50’den daha fazla doğal kaynak kullanıyor.

ABD’deki Ulusal Havacılık ve Uzay Ajansı (NASA), Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi (NOAA) ve Berkeley Earth’ten bilim insanları, geçmişten günümüze küresel ısı değerlerini inceledi. İncelemeye göre son 7 yıl, kayıtların tutulmaya başlandığı 1850’lerden bu yana küresel olarak kaydedilen en sıcak yıllar oldu. Artan sıcaklıkların 1,8 milyar insanı etkilediğini kaydeden bilim insanları, temmuz 2021’in bugüne kadar görülen en sıcak ay olduğunu vurguluyor.

NOAA’nın iklim raporuna göre, Kuzey Kutup bölgesinde kaydedilen sıcaklıklar en yüksek seviyeye ulaştı. Araştırmada Kuzey Kutbu’ndaki kara alanları üzerindeki yıllık ortalama sıcaklığın 1981 ortalamasının 2,1C üzerinde olduğu ortaya koyuldu.

Covid-19 karantinaları nedeniyle karbondioksit emisyonlarında yüzde 6 ila yüzde 7’lik bir düşmüştü. Ancak buna rağmen 2020’de sera gazı salınımı 800 bin yıldır kaydedilen en yüksek seviyeye çıktı.

Sürdürülebilir Sistemler Merkezi’ne göre, gıda üretimi ve nakliyesi bir hanenin karbon ayak izinin yüzde 10 ila 30’unu oluşturuyor.

PLASTİK ATIKLARIN YÜZDE 80’İ ÇEVREDE

Recycle Now adlı kurum, şimdiye kadar insanlar tarafından üretilen tüm plastik atıkların yaklaşık yüzde 80’inin hala çevrede olduğunu ifade ediyor.

Birleşmiş Milletler Çevre Programı’na göre, insanlar her yıl yaklaşık 400 milyon ton plastik atık (Neredeyse tüm insan nüfusunun ağırlığına eşit) üretiyor. Dünyada her dakika 1 milyon plastik şişe satın alınıyor ve üretilen plastiğin yarısı tek kullanımlık olarak tasarlanıyor. 2050 yılına kadar, birincil plastik üretiminin 34 milyar tona ulaşacağı tahmin ediliyor. Çevre Programı, “Plastik akışını yavaşlatmamız gerekiyor ancak plastik atıklarımızı yönetme şeklimizi de iyileştirmemiz gerekiyor” diyor.

Plastik, deniz canlılarına olduğu kadar insanlara da zarar veriyor. İnsanlar, endişe verici miktarlarda plastik yiyor, içiyor ve soluyor. Hava, yiyecek ve içecekler ile kişisel bakım ürünleri yoluyla yutulan bu plastikler vücuda yerleşebiliyor. Öyle ki Amsterdam Vrije Üniversitesinden bilim insanları, insanlar üzerinde yürüttükleri araştırmada, deneklerin yüzde 77’sinin kanında mikroplastik buldu. Araştırmacılar, tamamı sağlıklı yetişkin 22 bağışçıdan alınan kan örneklerini analiz etti ve deneklerin 17’sinin kanında ölçülebilir miktarda plastik parçacıklar bulundu.

MODA SEKTÖRÜ MASUM MU?

Kar amacı gütmeyen Global Fashion Agenda ve yönetim danışmanlığı firması McKinsey and Company tarafından hazırlanan 2020 raporuna göre, moda sektörü, yaklaşık 2,1 milyar metrik ton sera gazı emisyonundan sorumlu. Araştırmacılar, önümüzdeki on yılda önlem alınmazsa, moda endüstrisinden kaynaklanan sera gazı emisyonlarının 2030 yılına kadar, her yıl yaklaşık 2,7 milyar tona yükseleceğini tahmin ediyor.

Birleşmiş Milletler Çevre Programı tarafından 2021 yılında yayınlanan bir rapora göre, 2019 yılında üretilen 931 milyon ton gıda atığının 26’sı gıda hizmeti sektörüne ait. Araştırmacılar, küresel sera gazı emisyonlarının tahmini olarak yüzde 8 ila yüzde 10’unun tüketilmeyen yiyeceklerle ilişkili olduğunu söylüyor.

İÇME SULARI ARITILMADAN EKOSİSTEME GERİ DÖNÜYOR

Birleşmiş Milletler’e göre, dünyadaki atık suyun yüzde 80’i arıtılmadan veya yeniden kullanılmadan ekosisteme geri dönüyor. Evsel atık sularının yaklaşık yüzde 44’ü dünya genelinde güvenli bir şekilde arıtılmıyor. Bu nedenle, dünya çapında yaklaşık 1.8 milyar insan, kirli içme suyu kaynağı kullanıyor. Arıtılmamış su, kolera, dizanteri, tifo ve çocuk felci gibi hastalıklara neden oluyor.

MERCAN RESİFLERİ YOK OLUYOR

World Wide Fund for Nature’a (Dünya Doğayı Koruma Vakfı) göre 1970’ten bu yana habitat kaybı, kirlilik, iklim değişikliği ve diğer faktörler nedeniyle dünya genelinde omurgalı tür popülasyonları ortalama yüzde 68 azaldı, en büyük kayıp ise yüzde 84 ile sulak alan türlerinde yaşandı.

Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi’ne göre, okyanuslardaki en yüksek sıcaklık seviyeleri 2015 ile 2021 arasında meydana geldi. 2021’de Kuzey Atlantik Okyanusu, Kuzey Pasifik Okyanusu ve Akdeniz’de rekor düzeyde sıcaklık tespit edildi.

NOAA, sera gazlarının ısınmaya neden olduğunu, ısının yüzde 90’ından fazlasının okyanusta biriktiğini söylüyor. Artan okyanus ısısı, yükselen deniz seviyelerine, mercan ağarmasına, buzulların ve buz tabakalarının erimesine neden oluyor. NOAA, ayrıca okyanusta depolanan ısının serbest kalmasıyla sıcaklığın önemli ölçüde artacağını ekliyor.

BÖCEK POPÜLASYONUNDA DÜŞÜŞ

Merkezi ABD’de bulunan haber ajansı UPI’de yer alan habere göre, yapılan son araştırmada, artan sıcaklıkların ve arazi kullanımındaki değişikliklerin dünyanın bazı bölgelerindeki böcek popülasyonlarında yaygın düşüşleri tetiklediği kaydedildi. İngiltere’deki University College London’ın Biyoçeşitlilik ve Çevre Araştırmaları Merkezinden bir ekip, araştırma kapsamında dünya çapında yaklaşık 20 bin böcek türünü inceledi.

Yüksek yoğunluklu tarım yapılan ve iklim değişikliği nedeniyle hava sıcaklığı hızlı artan bölgelerdeki böcek sayısının, iklim değişikliğinin kaydedilmediği diğer habitatlara kıyasla yüzde 49 daha az olduğu görüldü. Tropikal ekosistemlerdeki böcek popülasyonlarının insan etkisiyle daha çok etkilendiğini belirten araştırmacılar, düşük yoğunluklu tarım bölgelerinde böcek popülasyonlarındaki kayıpların çok daha düşük olduğunu ortaya çıkardı.

KUŞLARIN YAŞAM ALANLARI DEĞİŞTİ

Küresel ısınma kaynaklı doğa ve hava olayları her yıl milyonlarca insanı etkilerken kuşlar da bu durumdan etkileniyor. Özellikle iklim kaynaklı değişiklikler nedeniyle kuşlar, daha önce hiç bulunmadıkları bir bölgeyi göç rotalarına ekleyebilirken belirli bir süre kaldıkları bölgede artık daha uzun veya daha kısa bir süre konaklayabiliyorlar. Öyle ki yaşam alanı çöl olan kuşlar artık Türkiye’de görülebiliyor.

TÜRKİYE’DE SERA GAZI EMİSYON İSTATİSTİKLERİ

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) sera gazı envanteri sonuçlarına göre, 2020 yılı toplam sera gazı emisyonu bir önceki yıla göre %3,1 artarak 523,9 milyon ton (Mt) CO2 eşdeğeri (eşd.) olarak hesaplandı. Kişi başı toplam sera gazı emisyonu 1990 yılında 4 ton CO2 eşd., 2019 yılında 6,2 ton CO2 eşd. ve 2020 yılında 6,3 ton CO2 eşd. olarak hesaplandı.